Seriye bağlamış katiller! Belki işi artık hobiye vurmuşlar, caniliğin halt safhasına ulaşmışlar ama yinede içimizden oldukları gerçeğini göz ardı edemeyiz. Piskolokların esas lafı “çocukluğunuza inmem gerek” burda ki sorunu çözebilecek tek çare gibi görünüyor. Ortada taze kan ve et manyağı bi kişilik söz konusu nede olsa. Kısaca çocukluk dönemleri hakkında bilgiler vereyim ve detaylara doğru yol almaya başlayalım… Öncelikle herşeyde olduğu gibi aile en büyük etken. Bu kişilerin aile yapılarının incelendiğinde çoğunlukla düzenleri bozuk, şiddet yanlısı, alkolik veya cinsel
Fakat işin garip tarafı gayet zeki ve yetişme tarzlarına göre toplumda saygın yerlerde sayılabilecek insanlar olmaları.
Sosyal hayatları yoktur ama kapı komşularına sorduğunuzda; -o mu yapmış bunu? -Hiç öyle bi insan değildi. -Nazik, kibar, kendi halinde biriydi! gibi yanıtlar bile alabiliriz. İçinde fırtınalar kopuyor komşu kadının haberi yok bunlardan. Bilse karşısında oturanın yürüyen bir ölüm makinesi olduğunu (altına) ne yapardı acaba?
Neyse bu olaydan farklı bi yazı daha çıkar eminim onuda yazarım bi ara fazla malzeme bulabilirsem.
Devam…
Normal bi insanın aksine daha yaratıcı olduklarından bahsetmeme gerek yok sanırım. İşledikleri cinayetlerde çoğunlukla geçmişlerinden izler vardır. Bu nedenle takıntılı olarak kurbanlar seçerler ve imzalar bırakırlar. (Ted Bundy’nin kendisini terk eden ilk kız arkadaşına benzeyen kumral düz saçlı kızları seçmesi gibi) Ayrıca bazıları hastalık (pedofili:bebek ve cocuklara cinsel ilgi duyma hastaligi.. vs. ) gibi nedenlerlede seçilmiş olabilir ama sebep ve profil ne olursa olsun her seri katilde istisnasız asıl neden intikam ve tanrıyı oynama güdüsüdür. Küçük yaşlarda hayvanlara işkence yapmakla başlayan bu oyun ileride akıl almaz insanlık dışı bi hal almaya başlar. Ne olduğu konusunda yeterince bilgi verdim sanırım.
Herşeyin olduğu gibi bununda çeşitleri mevcut
Seri katillerin dondurmadan ne eksiği var demi ama
Sapık düşüncelerin doruklarında farklı kategorilerde, iğrençlik noktasında birbirleriyle yarışıyorlar resmen. Yukarda parantez içi yazmıştım pedofili diye bir hastalık çeşidini. Seri kişi savunmasız çocuğu bi şekilde tuzağına düşürür ve çirkin emellerini uyguladıktan sonra veya önce katleder. Yanlış duymadınız önce dedim. Nekrofili (Ölü sevicilik) diye adlandırılmakta bu ruh halide. Kurbanı önce öldürür sonra cinsel obje olarak kullanırlar. Bazı kriminal psikoloji uzmanları, bu tip bir öfke patlaması ile katilin bir kurbana tamamen hükmetmek ve onu aşağılamak şeklindeki habis arzusundan doğduğunu söylemişlerdir. Gerçek nekrofil, tamamen ölü ile seks anlamına gelmemektedir fakat kayda geçen örnekleri oldukca fazla bulunmakta.
Jeffrey Dahmer’in ölü nesneler ilgisi çocukken başlamıştır, o yaşlarda en büyük zevki, yollarda bulduğu ezilmiş hayvan cesetlerini toplayı kesmekti. Büyüdüğünde, bu marazi tutku kelimelere sığmaz bir sapkınlığa dönüştü. Dahmer, psikiyatrlara rutin olarak öldürdüğü kurbanların karınlarını kesip iç organları üzerinde mastürbasyon yaptığını anlatmıştır. Ayrıca kurbanlarına anal olarak tecavüz ettiğini de itiraf etmiştir. Dahmer’in Britanyalı eşdeğeri Dennis Nilsen de, Nekrofili güdülerle hareket ediyordu, fakat kurbanlarına daha nazik davranıp yatakta onlara sokularak mastürbasyon yapardı.
Amerikan nekrofilleri arasında en kötü şöhretlisi Ed Gein’dir. Tüm klasik nekrofiller gibi, Gein de kesinlikle canlı kadınlarla ilgilenmezdi. Seks partnerlerini yerel mezarlıklardan bulurdu ve on iki yıldan uzun bir süre bu mezarlıklardan ceset çalmıştı. Genel olarak nekrofiller seri katillerden daha az tehlikeli görülürler, çünkü kurbanları hali hazırda ölüdür. Gein de bir istisna değildi. Yine de zararsız sayılamazdı. Yerel mezarlıklarda istediği türden kadınlar kalmayınca dişine göre bir kurban aramaya çıktı ve onu en sevdiği kadın türüne dönüştür. Yani ölü bir kadına….
“Sutyenini ve külotunu çıkarıp onunla seks yaptım. Sanırım bu benim hayatımın bir parçası oldu, yani ölülerle cinsel ilişkiye girmek.”
Birde yamyamlık olarak adlandırabileceğimiz cannibalism var. Burda katil kurbanını öldürdükten sonra parçalara ayırarak beslenme ihtiyacını karşılıyor. Taş devrinden bu yana insanlar beslenme ihtiyaçlarını karşılamak veya dini inanışları gereğince insan eti yemişlerdir. Yasak olan insan eti yeme güdüsünün medenileşmiş olduğu düşünülen hayatın yüzeyinin altında hala canlı olduğunun korkunç bir hatırlatıcısıdır bu sapkınlık örneği.
Yamyam Albert FISH 1928 yılında on iki yaşındaki kurbani Grace Budd’in annesine 8 yıl sonra 1934 ‘te yazdığı mektup gerçekten insan olanın kanını donduracak şekilde. Büyük şanstır ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehşetinden kurtulabilmişti. Bu mektubun aslı bu gün sanatçı Joe Coleman’in koleksiyonundadir.
.
Çok Sevgili Bayan Budd,
1894’te bir arkadasim Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açilmisti. San Francisko’dan Hong Kong’a gitmek üzere yola çikmislardi. Limana varinca iki arkadasi ile karaya çikmislar ve çok içip sarhos olmuslar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrildigini görmüsler. Bu sirada orada kitlik hüküm sürmekteymis. Etin kilosu 2-6 dolar arasindaymis. Çok fakir olanlar arasinda açlik sikintisi o kadar büyükmüs ki digerlerinin açliktan ölmesini önlemek amaciyla 12 yasindan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalari için kasaplara satiliyorlarmis. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kusbasi isteyebilirmissiniz. Çiplak bir çocuk vücudunun bir kismi önünüze getirilir ve istediginiz parçalari kestirebilirmissiniz. Bir kizin veya oglanin kalça kismi, en lezzetli bölümmüs ve dana kotlet olarak satilan en pahali etmis. John orada çok uzun kalmis ve insan etine karsi bir düskünlügü olusmus. New York’a dönünce biri 7 digeri 11 yasinda iki oglan çocugu çalmis. Onlari evine götürüp soymus ve bir dolaba kapamis. Sonra tüm giysilerini yakmis. Her gün etlerinin iyi ve yumusak olmasi için onlara iskence yapip dövmüs. Önce 11 yasindaki oglani öldürmüs, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymis. Kafasi, kemikleri ve bagirsaklarindan baska vücudunun her bir parçasini pisirip yemis. Firinda pisirmis (tüm popsunu), haslamis, kizartmis ve kusbasi yapmis. Küçük oglana da ayni seyleri yapmis. Ben o zamanlar 409 Dogu 100. Sokak’ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli oldugunu o kadar sik söylemisti ki ben de tatmayi aklima koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Bati 15. Sokak’taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öglen yemegini birlikte yedik. Grace, kucagima oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklima koydum. Onu bir partiye götürecegimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester’da daha önce gözüme kestirdigim bos bir eve götürdüm. Oraya vardigimizda ona disarida beklemesini söyledim. Kir çiçekleri toplamaya basladi. Yukari çiktim ve tüm giysilerimi çikardim. Çikarmasaydim üzerlerine kanin bulasacagini biliyordum. Her sey hazir olunca, pencereden onu çagirdim. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandim. Beni çiplak görünce aglamaya basladi ve merdivenlerden inmeye çalisti. Onu yakaladim ve o da bana annesine sikayet edecegini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasil da tekmeledi, isirdi ve tirnakladi. Bogazini sikarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Pisirdim ve yedim. Firinda pisen küçük poposu öylesine yumusak ve tatliydi ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü.
Ayrıca yakalanan seri katillerin ifadelerinde söyledikleri sözler en az bu mektup kadar korkunç. Bunlardan bir kaçı şöyle;
- Ben sadece sokakları temizliyorum.
- İnsanlar kurtçuklara benzer Küçük, kör ve değersizBana göre bir ceset, canlı bir bedenin taşıyamayacağı bir güzellik ve saygınlık taşır.
- Ölümlere sebep olan rüyalar üretiyordum, benim suçum buyduİnsanların dikkatini çekecek ve dünyayı ayağa kaldıracak bir suç işlemek istiyordum.
- Onları incitmek istemedim. Onları sadece öldürmek istedim
Piskolojilerini ve ne hissettiklerini ne düşündüklerini bende en az sizin kadar merak ediyorum. Çok sistematik ve belirli çizgiler içerisinde farklı kurgularla işlenen cinayetler söz konusu. Zekice, olağanüstü planlanmış, neredeyse sıfır hata ile yapılmış bir iş var sonuçta ortada. Eee nasıl oluyorda yakalanabiliyor peki bu adamlar? sorusu geliyor ilk akla! Hemen o konu hakkında edindiğim bilgileride paylaşayım sizinle. Seri kişi yazının başlarında da bahsettiğim gibi kendini kanıtlama çabası içerisinde. İşlediği cinayetler sonucunda medyada yer alan haberler ve takılan takma isimler (karındeşen vs.) bir süre sonra sinirlerini bozuyor. (daha nekadar bozulabilirse sanki
) Daha sonra yakalanarak kendini ifade etme isteği hissediyor. Yakalanacağı yeri, tarihi ve saati planlayarak en son oyununu oynuyor ve kendini söz sahibi durumuna getiriyor. Hepsi bu şekilde diye birşey elbette ki yok. Bazen ilk işlediği cinayetten sonra daha dikkatsiz davranarak yakalanan suçlularda var…
Uykunun etkisiyle (saat 4:00am) yaptığım imla hataları ve cümle bozuklukları için affınıza sığınıyorum
İlgisini çekerek yazının tümünü okuyan arkadaşlar için birkaç link vererek tamamlayayım artık bu sapık konuyu. Yoksa bu gece iyi, rüyamda pek tatlı olmayacak gibi



Akıl ve fikirleri farklı konularda gereğinden fazla çalışıyor saten
Yakında büyünce seri katil olucam diyen çocuklarla karşılaşırsak şaşırmamak gerek ^_^
walla allah insanlara akıl fikir vermişki kulansınlar hatalara düşmesinler die.Ama bunlar hiçte kullanmışa benzemiolar.Ben o mektubu okuduydum nette etkilendimde nitekim.Gerçekten insanın kanını donduruyo o mektup.Tekrar sölüyorum allah bu tip insanlara akıl fikir versin ve o insanlarda kullansın artık onu